|
Gönderen: Vedat SAYINSOY
HASTALIKLARI SAKİNLEŞEREK KOVUN
Her türlü hastalığın
kaynağı huzursuzluk. Tedirgin edici duygular ve endişelerin yarattığı gerilim.
Ve bütün bunlarla iç içe yaşayan insan. "Ne olur, bir parça sakin
kalabilsem!" dediği halde bunun için ne yapacağını bilemeyenler için;
İşte, Paul
Wilson'dan sakinlik için son derece basit, uygulanabilir sırlar. Teri Roditi bunları hazırlarken bana
dönüp "aslında bunların hepsini biliyoruz, fakat uygulamıyoruz"
dediğinde şöyle cevap verdim;
Çünkü birilerinin tavsiyelerine ihtiyacımız var.
Ve ben şimdi, hemen bugünden itibaren
uygulamaya başlamanızı tavsiye ediyorum.
Bir parça sessizlik taşıyın:
Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin.
Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun.
Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği
gittiğiniz her yere götürün.
Zaman harcayın:
Çok çalışan insanlar hiçbir zaman
eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat çok çalışan insanlar için
eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır.
Nefesinizi dinleyin:
Nefesinizin sesine konsantre
olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son
derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği
kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin.
Vakti gelince endişelenin:
Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu
asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız
zamana konsantre olun. Böylece "gelecek", kendi başının çaresine
bakacaktır.
Nane için:
Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah
çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman
demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye
yardımcı olun.
Hassas ayakkabılar giyin:
Herhangi bir refleksolojist size gerçek
rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat
ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır.
Her şeyin içinde en iyiyi arayın:
İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı
alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek
iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız.
Tara ve tarat:
Birinin saçlarını taramak için vakit
ayırın. Daha iyisi, kendi saçlarınızı tarayın veya başkasına taratın. Yavaşça,
metotlu ve uzunca.(Taramak birkaç sakinleştirici akupresür noktaya temas ederek
mesaj etkisi yaratır ve tekrarlanması daha çok işe yarar.)
İnsan olduğunuzu düşünün:
Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına
bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu
olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız.
Çocukları izleyin ve ders alın:
Çocuklardan sakinlik (huzur!) dersi
alın: Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için
yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün.
Sakin düşünün:
Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin
manzaralar hayal edin, sakin sesleri anımsayın ve ne hissedeceksiniz tahmin
edin, bakalım. En iyisi tahminle vakit geçirmeyip hemen uygulamaya başlamak. En
iyisi de bir deniz kenarında engin suları seyretmek. Denizin olmadığı yerde
gökyüzünün derinliklerine bakabilirsiniz.
Portakal çiçeği spreyleyin:
Bir bardak maden suyuna 3 damla portakal çiçeği
yağı ekleyin ve rahatlama ihtiyacı hissettiğinizde etrafa bir sprey ile sıkın.
Beyaz giyinin:
Giydiğiniz giysilerin nasıl
hissettiğiniz yönünde ciddi etkileri vardır. Bedeninizi sıkmayan rahat
giysiler, doğal kumaşlar ve açık renkler hep sakinleştirir. Bu yüzden yogiler
hep beyaz giyerler.
Sahip olmak ile yaşamak arasındaki farkı
tanıyın.
Bebek gibi uyuyun:
Uykunuzu engelleyen her şey kahve, kola, alkol
sakin olabilme yeteneğinizi engeller. Bunları içmek yerine ihtiyacınız olduğu
kadar uyuyabilmek için gereken ne ise onu yapın.
Gülümseyin:
Gülümsemek yüzünüzdeki başlıca bütün
kasları gevşetir. Aynı zamanda kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak
müthiş bir etki yaratır.
Daha az nefes alın:
Oldukça rahatlamış bir insan dakikada
sadece 5-8 defa nefes alır. Nefesinizi bu kadar düşürdüğünüzde çabucak
rahatlayıp gevşeyeceksiniz.
Güzellik saçın:
Hayatta nereye giderseniz gidin, ne
yaparsanız yapın, bir parça güzellik katmak için gayret edin veya zaten varolan
güzelliği geliştirin.
Biraz gözyaşı dökün:
Ağlamanın hem duygusal, hem de fiziksel
rahatlatıcı bir yanı vardır.
Günbatımını hayal edin:
Günbatımları bazen hüzünlü olmalarına
rağmen her zaman huzurludurlar. Ve pembe olanları daha da huzur yüklüdür.
Cumartesi olduğunu hayal edin.
Değişin:
Gergin durumlarla başa çıkmanın iki yolu vardır,
ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz. Bakış
açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır.
Kol saatinizi çıkartın:
İşte, en çarpıcı sakinleştirici. Hiç
saatinizi çıkarttığınız zaman ne kadar sakinleştiğinize dikkat ettiniz mi?
Zaman zaman saatinizi çıkartın ve zamanın baskılarından kurtulun.
Kaynak: Anadolu
Üniversitesi Sağlık Kulübü
ZEKERİYA İFTARI..
Küçükçekmece'deki Colony Alışveriş Merkezi'nde sohbet
toplantısına katılan Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, eşler arasındaki cinsel
ilişkinin büyük sevap olduğunu belirterek, konuyla ilgili yatak odası fıkrası
anlattı. Beyaz'ın fıkrası vatandaşları güldürürken, sohbet sırasında zaman
zaman sözlü tartışmalar da yaşandı.
Prof. Beyaz'ın anlattığı fıkra şöyle:
'Hocanın biri camide eşler arasındaki cinsel ilişkinin çok büyük sevap olduğu
ile ilgili vaaz veriyormuş. Cinsel ilişkiyi kadının istemesi durumunda kocanın
cihadda bir gavur öldürmüş kadar sevap kazanacağını söylemiş. Vaazın ardından
evine giden adam, eşine hocanın vaazını anlatmış. Bir süre sonra kadın kocasına
'Gel de gavur öldürelim' demiş. Bunlar yatağa girmişler. Bir süre sonra kadın
kocasını uyandırarak 'Hadi bir gavur daha öldürelim' demiş. Kadın sabaha karşı
tekrar kocasını kaldırmış ve aynı şeyleri söylemiş. Yorgun olan adam karısına,
'Benim kurşunum tükendi. İşte top, işte tüfek. Sen doldur, sen öldür' demiş.'
|