|
Gönderen: Efgan ERDEN

Lalenin Öyküsü
Yönetmen: İlknur Dalkıran
Yapımcı: İlknur Dalkıran
Bu belgeselde bir çiçekten bahsedeceğiz size. Öyle bir çiçek ki,
bir devre adını vermiş, ülke ülke gezmiş, alınmış,
satılmış; servetler kazanılmış, yitirilmiş uğruna.
Sanatçıya esin kaynağı olmuş; şarkılara, şiirlere, el
sanatlarına yansımış güzelliği. Kimi zaman da öyle bir tutku
olmuş ki; rüşvet olup tabla tabla gönderilir olmuş verenden alana.
Bir çiçeğin öyküsü; ince zarif güzelliğiyle herkesi
büyüleyen, ama sonra sudaki iz misali kaybolan bir çiçeğin;
"Lalenin Öyküsü"...
Mitolojiye göre, bir yaprağın üzerindeki çiğ tanesine yıldırım
düşer; alev alan yaprak o haliyle donup kalarak laleye dönüşür.
Göbeğindeki siyahlık da yıldırımdan arta kalan yanık izidir.
Billur bahar yağmurları ile boy atan üç beş yaprağın arasından
çıkan bu nadide çiçek, aşık eder herkesi kendine.
İstanbul'da o yıllarda küçük büyük bahçesi olan herkes koşar
lale soğanlarına. Değerli soğanlara bir avuç dolusu altının
ödendiği bu dönemde, zaman zaman ilginç polisiye olaylar da
yaşanır.
Bir Tac- ı Kayser hadisesi vardır ki anlatılan kayıtlara bile
geçmiştir; O dönemde İstanbul'a sefir olarak atanan bir yabancı,
beraberinde üç değişik lale çeşidinin soğanlarını getirir. Bu
çeşitlerden biri özellikle çok beğenilir ve Encümen- i Daniş bu
laleyi Tacı kayser adıyla adlandırır. Çırağan Saray'ının
bahçesine dikilen Tac- ı Kayser'e muhteşem güzelliği sebebiyle
son derece alaka ve ihtimam gösterilir. Hatta öyle ki, meraklılar bu
güzeller güzelini, özel izin alarak ve görevlilerin refakati ile
görebilmektedirler ancak.
Ne var ki sakınılan göze çöp batar misali, bir yıl sonra meçhul
birisi, bahçıvanla anlaşarak Tac- ı Kayser'in soğanını ele
geçirir ve birlikte ortadan kaybolurlar. Damat İbrahim Paşa, Tac- ı
Kayser'i bulabilmek için lale meraklılarının bahçelerini gizlice
aratır. Bu şekilde netice alamayan Paşa, bu kez tellallar
çıkartır ve soğanı çalanın cezalandırılmayacağını, bilakis
almış olduğu soğanı iade ettiği takdirde
mükafatlandırılacağını ilan eder. Bütün bu değişik ve
kurnazca çabalara rağmen ne bahçıvan bulunabilir ne de soğanı
çalan suç ortağı. Ama Damat İbrahim Paşa'nın süregelen
çabalarıyla Tacı Kayser değilse bile diğerleri İstanbul'un en
seçkin bahçelerini süsler, bir çok evin penceresinde saksılar
üzerinde, lalelerin renkli endamı sokaklara başka bir güzellik
katar.
Bu nadide güzellik sonra sonra bir devre adını verdiği ülkede
unutulur; gözden düşer; gider başka diyarlara yar olur; bugün bile
kıymeti bilinir oralarda. Yapım yönetim ve metin yazarlığını
İlknur Dalkıran'ın yaptığı tek bölüm ve 30 dakikalık
belgesel bu zarif güzelliği ekrana getiriyor; gelecekte unutulmasın,
sudaki iz misali kaybolmasın, özelliği ve güzelliği hep hatırda
kalsın diye.
Yayın
25.10.2005 19:00 / TRT2
26.10.2005 06:25 / TRT2
|