|
Gönderen: Mustafa Güresti - Vedat SAYINSOY
Attila İLHAN......
Herkesin özelinde bir Atilla İlhan seçkisi vardır.
Benimkilerden birini sizlerle paylaşmak istedim.
Allah gani gani rahmet eylesin.
Herkese İyi bir hafta sonu diliyorum.
Mustafa Güresti
Saçların Örülmüş Olmalı
Seni birden hatırlarım
akşamlar içinde
fevkalade tatlı bir sesin söylediği
şöyle kolay dokunaklı aydınlık ve temiz
gittikçe yakınlaşan bir melodi gibi
kalbim artık ürperen bir mandoline benzer
ne güzel şeydir seni hatırlamak
saçların örülmüş örülmüş olsun
ve beyaz ellerin geceye karşı çıplak
porselen tabakta yıkanmış kayısılar
yere düşmüş bir kitap bir şiir kitabı
içinde hürriyetten bahseden mısralar
insan bir düşünse ne çok şey bulabilir
hatırlamak gülmek ve ağlamak için
arzularımız nereye sürüklüyor bizi
neredeydik hangi rüzgâra karıştık
ve şimdi ne türlü manzaralar çekiyor
karanlıklar içinde açılmış gözlerimizi
saçların mutlaka örülmüş olmalı
mektepli bir kıza benzemelisin
aklında kimbilir kimden bir mısra
gözlerin nur gibi parlasın saadetten
Üstada
veda
Atilla İlhan 15 Haziran
1925'te Menemen'de doğdu.
İlk ve orta eğitiminin büyük bir
bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı kentlerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi
birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941'de
tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı.
Üç hafta gözetim altında kaldı.
İki ay hapiste yattı.
Türkiye'nin hiçbir yerinde
okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve
İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı.
Lise son sınıftayken amcasının
kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü
kazandı. 1946'ta mezun oldu.
İstanbul Hukuk Fakültesi'ne
kaydoldu. Üniversite yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı.
1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı
yayınladı. 1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Paris'e gitti.
Fransız toplumu ve orada
bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki
eserlerinde yer alan bir çok
karakter ve olaya temel oluşturmuştur.
Türkiye'ye geri dönüşünde
sıklıkla başı polisle derde girdi.
Bir kaç kez gözaltına alındı.
1951 yılında Gerçek gazetesinde
bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris'e gitti. Fransa'daki bu dönem Attilâ
İlhan'ın Fransızca'yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır.
1950'li yılları İstanbul - İzmir
- Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini Türkiye çapında duyurmaya başladı.
Yurda döndükten sonra, Hukuk
Fakültesi'ne devam etti.
Ancak son sınıfta gazeteciliğe
başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te
Vatan gazetesinde sinema
eleştirileri yazmasıyla başlar.
1957'de askerliğini yaptıktan
sonra sinema çalışmalarına ağırlık verdi.
Ali Kaptanoğlu adıyla onbeşe
yakın senaryo yazdı. 1960'ta Paris'e geri döndü. Babasının ölmesiyle birlikte İzmir'e döndü. Sekiz
yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat
İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü.
Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak
Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler serisinden Bıçağın Ucu yayınlandı. 968'te evlendi, 15 yıl evli kaldı.
1973'te Bilgi Yayınevi'nin
danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz
Basmak'ı Ankara'da yazdı. 81'e kadar Ankara'da kalan
yazar Fena Halde Leman adlı romanını
tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti.
İstanbul'da gazetecilik serüveni
Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti.
Bir süre Güneş gazetesinde yazan
Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti.
1996 yılından beri köşe
yazılarını Cumhuriyet gazetesi'nde sürdürmekteydi.
1970'lerde Türkiye'de televizyon
yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber
Attilâ İlhan da senaryo yazmaya
geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür
senaryosunu yazdığı dizilerdi.
''Tanzimat aydini ruhuna
teslim olma!''...Attila Ilhan
Zaman zaman
Cumhuriyet yazari Ümit Zileli, karamsarliga kapilirmis.
Vataninin sömürge durumuna düseceginden ve yurt içindeki
mandaci, isbirlikçi, halktan uzak aydinlarin tutumlarindan...
Yine böylesine karanlik düsüncelere savruldugu bir aksam üstü,
tesadüfen Attila Ilhan ile karsilasmis.
Ümit Zileni'nin içindeki sikinti, öfke karisimi ''karanlik'' yüzüne öylesine
vurmus ki, Attila Ilhan onu görünce kendine has tebessümüyle yumusak biçimde,
''Tanzimat aydini ruhuna teslim olma!...'' demis.
|